Meryem Ana, Harun'un kız kardeşi mi?
Kur'an 19:27-28 - Çocuğu kucaklayıp halkına getirdi. Dediler ki: Meryem! Kendini iğrenç bir hale düşürmüşsün. Ey Harun'un kız kardeşi! Baban kötü bir kişi değildir, anan da yoldan çıkmamıştır.
Bu ayete göre Meryem Ana'nın halkı ona "Harun'un kız kardeşi" şeklinde hitap etmiştir. Bu sebeple gayrimüslim kimseler Kur'an'ın, İsa Mesih'in annesi Meryem Ana'yı ve Harun'un kardeşi Miriam'ı karıştırdığını ileri sürmüşlerdir. Fakat işin aslı öyle değil.
Bu ayet hakkında çeşitli görüşler mevcuttur, bu görüşlerden 2 tanesi;
Görüş 1) İncil'de Elizabet için "Harun kızlarındandı" şeklinde bir ifade geçmektedir. Ayetteki θυγατέρων (thygaterōn) kelimesi kızlar anlamına gelir. Ayrıca Meryem Ana, Elizabet'in akrabasıdır. Yani 'Harun kızı' ya da 'Harun kardeşi' ifadeleri sadece sadece onların Harun soyundan geldiğine dair bir vurgudur
Luka 1:5 - Yahudiye Kralı Hirodes zamanında, Aviya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Karısı Harun kızlarındandı ve adı Elizabet'ti.
Luka 1:36 - Bak, senin akrabalarından Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe kaldı.
Görüş 2) Bu ayette bir çeşit Hristiyan Tipolojisi yapılmıştır. Yani aynı ismi taşıyan iki tarihsel figür aynı kişi gibi aktarılmıştır. Kilise babaları da, Meryem Ana ve Miriam'ı tipolojileştirmişlerdir. Bunun Hristiyan literatüründeki örnekleri:
Aziz Efrem (306-373); çeşitli ilahiler, şiirler, vaazlar yazan bir kilise doktorudur. Bu pasaj Aziz Efrem'in Hymns on the Nativity İlahilerinden alınmıştır:
Harun'un asası serpildi. Kuru ağaç (bakire) meyve verdi (çocuk doğurdu). Sembolü bugün açıklamasını aldı: O, bakire olduğu halde doğuran bir rahimdir (Meryem). En eski Süryani kilise babalarından biri olan Afrahat (270-345), On Persecution kitabında şöyle diyor:
Musa suyun üzerinde yüzerken Meryem nehrin kıyısında durdu; Melek Cebrail kendisine seslendikten sonra Meryem, İsa'yı doğurdu.
ܡܪܝܡ ܩܡܬ ܥܠ ܤܦܬ ܢܗܪܐ ܟܕ ܛܐܦ ܡܘܫܐ ܒܡܝܐ ܘܡܪܝܡ ܝܠܕܬ ܠܝܫܘܥ ܟܕ ܤܒܪܗ ܓܒܪܝܐܝܠ ܡܠܐܟܐ
Burada Meryem ismi kırmızıyla çizilmiştir. Paylaşılan bir isme dayalı tipoloji kilise babalarını yazılarında alışılmadık bir teknik değildi: Origen (184-254), İbranice'de aynı adı taşıdıkları için İsa ve Yuşa arasında Hristiyan Tipoloijisini belirgin bir şekilde kullandı: Yeshua). Eusebius (263-339), bunu o kadar uyguladı ki Musa'nın, Yuşa'ya İsa'nın adını verdiğini iddia etti:
"Her halükârda halefi daha önce lesu ismiyle donatılmamıştı, ebeveynlerinin ona verdiği başka bir isim olan Ausei ile çağrılmıştı. O (Musa), onu lesu ilan etti, ona bu ismi bir onur ve hatta saygı hediyesi olarak bahşetti, herhangi bir kraliyet tacından çok daha büyüktü. Ve gerçekten de, Nau'nun oğlu lesu (yani Yuşa) Kurtarıcımızın suretini taşıyordu; o, Musa'dan ve o kişinin kendisine sunduğu sembolik hizmetin sona ermesinden sonra, gerçek ve saf dinin liderliğini tek başına eline aldı. Veronalı Zeno (300-380), diğer kilise babalarının tipolojiyi kullanma biçimine uygun olarak vaazlarında şöyle yazmıştır:
"Gerçekte Nau'nun oğlu lesu (yani Yuşa) - fiilen ve ismen herkesin gerçek kurtarıcısı olarak bilinen Mesih'in (yani İsa'nın) bir tipini temsil ediyordu." -
Özetle kilise babaları İsa Mesih ve Yuşa; Meryem Ana ve Miriam arasında bu tip tipolojiler kurmuşlardır. Kur'an'da da Meryem Ana ve Miriam için bu tipolojiye başvurulur. Yani bu ayette bir hatadan ziyade doğal bir tipoloji söz konusudur.