İbrahim'in konukları yemek yedi mi?
Yaratılış 18:8 - İbrahim hazırlanan buzağıyı yoğurt ve sütle birlikte götürüp konuklarının önüne koydu. Onlar yerken o da yanlarında, ağacın altında durdu.
Kur'an 11:69-70 - Elçilerimiz İbrahim'e, müjde vermek için geldiler: "Esenlikler" dediler. İbrahim de "Esenlikler" dedi. Vakit geçirmeden fırında pişmiş bir buzağı eti getirdi. Ona el sürmediklerini görünce şaşırdı kaldı; onlardan korktuğunu saklayamadı (...)"
Müslüman ya da gayrimüslim fark etmeksizin çeşitli kesimler, Tevrat ve Kur'an'daki ilgili ayetleri karşılaştırarak, İbrahim'e gelen elçilerin Tevrat'ta yemek yedikleri, Kur'an'da ise yemek yemedikleri yönünde bir farklılık bulunduğunu ileri sürmekte ve bu durumu iki kutsal metin arasında bir çelişki olarak yorumlamaktadırlar. Fakat işin aslı öyle değil. İlk olarak Yaratılış 18:8 ayetinin bağlamına göz atarak başlayalım:
Yaratılış 18:6-8 - İbrahim hemen çadıra, Sara'nın yanına gitti. Ona, "Hemen üç sea ince un al, yoğurup "pide" yap" dedi. Ardından sığırlara koştu. Körpe ve besili bir buzağı seçip uşağına verdi. Uşak buzağıyı hemen hazırladı. İbrahim " hazırlanan buzağıyı yoğurt" ve "sütle" birlikte götürüp konuklarının önüne koydu. Onlar yerken o da yanlarında, ağacın altında durdu. [*]
Bağlamın özeti bir sonraki sayfada RAB, Yaratılış 18:6-8 ayetleri arasında özetle şunları söylüyor:
1) İbrahim'in, Sara'ya pide yapmasını söylediğini (Yaratılış 18:6)
2) İbrahim'in uşağına buzağı eti hazırlattığını (Yaratılış 18:7)
3) İbrahim'in yoğurt ve sütle eti servis ettiğini (Yaratılış 18:8)
4) Melekler yerken onun da yanlarında durduğunu (Yaratılış 18:8)
Tüm bu yazılanlara baktığımızda, Tevrat'a göre; İbrahim'in meleklere dört çeşit ikram sunduğunu görmekteyiz. Bunlar; "pide, buzağı eti, yoğurt ve sütten oluşmaktadır. Yaratılış 18:8 ayetinde ise "Melekler yerken" ifadesi geçmektedir. Ancak bu ifadede bir özne bulunmamaktadır. Yani bu ifadeden; meleklerin "dört ikramdan en az birini yediklerini" anlıyoruz. Ancak bu, ikramların hepsini yedikleri anlamına gelmez".
İkinci olarak Kur'an 11:69-70 ayetlerine göz atalım:
Kur'an 11:69-70 - Elçilerimiz İbrahim'e, müjde vermek için geldiler: "Esenlikler" dediler. İbrahim de "Esenlikler" dedi. Vakit geçirmeden "fırında pişmiş bir buzağı eti" getirdi. "Ona el sürmediklerini" görünce şaşırdı kaldı; onlardan "korktuğunu saklayamadı(...)".
Allah, Kur'an 11:69-70 ayetleri arasında özetle şunları söylüyor:
1) Meleklerin, müjde vermek için geldiğini (Kur'an 11:69)
2) İbrahim'in buzağı eti getirdiğini (Kur'an 11:69)
3) Meleklerin buzağı etine dokunmadığını (Kur'an 11:70)
4) İbrahim'in tedirgin olduğunu (Kur'an 11:70)
5) Meleklerin, İbrahim'i sakinleştirdiklerini (Kur'an 11:70)
Tüm bu yazılanlara baktığımızda, Kur'an'a göre; İbrahim'in meleklere buzağı eti ikram ettiğini görmekteyiz. Ancak Kur'an, "pide, yoğurt ve süt ikramlarından ayrıca bahsetmez". Kur'an 11:70 ayetinde de "ona" öznesiyle doğrudan "buzağı etine atıf yapılır". Buradan da meleklerin pide, yoğurt ve süt ikramlarından yiyip içtiklerini ancak buzağı etine dokunmadıklarını anlamaktayız. Bunun Tevrat içerisindeki kanıtı mevcuttur. Ayetleri yorumlayarak, meleklerin pide, yoğurt ve süt ikramlarını kabul ettikleri ancak buzağı etini reddettikleri sonucuna vardığımıza göre bunun Tevrat içerisindeki kanıtına da göz atalım. Bunun için
Hakimler 13:15-16 ayetlerine bakmalıyız:
Hakimler 13:15-16 - Manoah, "Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz" dedi. RAB'bin meleği, "Beni alıkoysan da hazırlayacağın yemeği yemem" dedi, "Yakmalık bir sunu sunacaksan, RAB'be sunmalısın." Manoah onun RAB'bin meleği olduğunu anlamamıştı.
Bu ayetlerden; meleklerin kurban etlerine dokunamadıklarını ve bu etlerin yalnızca RAB'be sunulabildiğini görmekteyiz. Yani İbrahim'e gelen melekler onun pide, yoğurt, süt ikramlarını kabul etmiş ancak buzağı eti ikramını tıpkı Hakimler 13:15-16 ayetlerindeki RAB'bin meleğinin, Manoah'ın onun onuruna oğlak kesme istediğini reddettiği gibi reddetmişlerdir. Ayrıca, Hakimler 13:16 ayetinde melek eti yiyemeyeceğinden bahsettikten hemen sonra "Manoah onun RAB'bin meleği olduğunu anlamamıştı." şeklinde bir ifade yer almaktadır. Yani Tevrat'ta meleğin eti kabul etmemesiyle Manoah'ın onun bir melek olduğunu anlamaması arasında bağlantı kurulmuştur. Manoah, meleklerin kurban eti yiyemediğini bilmediği için karşısındakinin RAB'bin meleği olduğunu anlamamıştır. Ancak Allah'ın dostu İbrahim, bu durumun farkındadır. Normalde bir ev sahibi, kendisine gelen misafir hazırladığı ete dokunmadığında misafirinin eti sevmediğini düşünecektir. Ancak İbrahim bu durumdan korkmuş hatta bu korkusunu gizleyememiştir. Bunu farkeden melekler de ona birer melek olduklarını söylemek yerine "Korkma! Sana bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik." demişlerdir. Yani kendi görevlerinden bahsederek onu sakinleştirmeyi tercih etmişlerdir. Çünkü İbrahim onların melek olduklarını ete dokunmadıkları için zaten anlamış ancak meleklerin ona gelme sebebini bilmediği için korkmuştu. Sonuç olarak; Melekler, İbrahim'in sunduğu pide, yoğurt ve süt ikramlarını kabul etmiş ancak kurban etlerine dokunamadıkları için buzağı etini reddetmişlerdir. İbrahim de bunu görüp onların melek olduğunu anlamış ve bu yüzden de korkuya kapılmıştır. Uzun lafın kısası iki kitap arasında çelişkiden ziyade müthiş bir tasdik örneği görmekteyiz.