Aziz Pavlus bir peygamber mi?
Günümüzde İslam dünyası, Pavlus'a bir şeytan gözüyle bakmaktadır. Pavlus'u bir müşrik görerek onun Yeni Ahit'i tahrif ettiğini, İsa'nın getirdiği hak dini bozduğunu, Tevhid'i Teslis'e çevirdiğini Pagan kültüründen aldığı şirk unsurlarını dine soktuğunu iddia eder. Fakat işin aslı öyle değil. Aslında Pavlus, Kur'an'a göre gerçekten de Allah'ın bir elçisidir. Kur'an Yasin 36:14-27 ayetler ile Elçilerin İşleri 9-14. bablar arasındaki paralellik incelendiğinde, Pavlus ve beraberindeki isimlerin birer elçi olduğu açıkça ortaya çıkar.
Şimdi bu iki kitaptaki anlatımları inceleyelim:
1) Olay, Saul'un hayatına yönelik bir öldürme girişiminden sonra Saul'un kardeşler tarafından Tarsus'a gönderilmesiyle başlar. Elçilerin İşleri 9:28-30 - Saul, Yeruşalim'de girip çıktıkları her yerde öğrencilerle birlikte bulunarak Rab'bin adını korkusuzca duyurmaya başladı. Dili Grekçe olan Yahudiler'le konuşup tartışıyordu. Ama onlar onu öldürmeyi tasarlıyorlardı. Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariye'ye götürüp oradan Tarsus'a yolladılar.
2) Bazı olaylar sonucunda imanlılar Barnaba'yı Antakya'ya gönderir. Elçilerin İşleri 11:19-22 - İstefanos'un öldürülmesiyle başlayan baskı sonucu dağılan imanlılar, Fenike, Kıbrıs ve Antakya'ya kadar gittiler. Tanrı sözünü sadece Yahudiler'e duyuruyorlardı. Ama içlerinden Kıbrıslı ve Kireneli olan bazı adamlar Antakya'ya gidip Grekler'le de konuşmaya başladılar. Onlara Rab İsa'yla ilgili Müjde'yi bildirdiler. Onların arasında etkin olan Rab'bin gücü sayesinde çok sayıda kişi inanıp Rab'be döndü. Olup bitenlerin haberi, Yeruşalim'deki kiliseye ulaştı. Bunun üzerine imanlılar Barnaba'yı Antakya'ya gönderdiler.
3) Barnaba, Saul'u bulmaya Tarsus'a gider ve onunla birlikte Antakya'ya döner. Elçilerin İşleri 11:25-26 - Sonra Barnaba, Saul'u aramak için Tarsus'a gitti. Onu bulunca da Antakya'ya getirdi. Kur'an Yasin 36:14 - Biz onlara iki elçi gönderdik.
4) Saul ve Barnaba, Kutsal Ruh tarafından görevlendirilir. Ve yanlarına üçüncü elçi olarak Yuhanna'yı alırlar. Elçilerin İşleri 13:2-5 - Bunlar Rab'be tapınıp oruç tutarlarken Kutsal Ruh kendilerine şöyle dedi: "Barnaba'yla Saul'u, kendilerini çağırmış olduğum görev için bana ayırın." Böylece oruç tutup dua ettikten sonra, Barnaba'yla Saul'un üzerine ellerini koyup onları yolcu ettiler. Kutsal Ruh'un buyruğuyla yola çıkan Barnaba'yla Saul, Selefkiye'ye gittiler, oradan da gemiyle Kıbrıs'a geçtiler. Salamis'e varınca Yahudiler'in havralarında Tanrı'nın sözünü duyurmaya başladılar. Yuhanna'yı da yardımcı olarak yanlarına almışlardı. Kur'an 36:14 - Sonra elçileri üçüncüsü ile destekledik."
5) Saul, Barnaba ve Yuhanna müjdeyi yaymaya devam ederler. Elçilerin İşleri 13:6 - Adayı baştan başa geçerek Baf'a geldiler.
6) Pavlus ve Barnaba, Antakya'ya varır ve vaaz vermeye devam ederler. Ancak Yahudiler onları yalanlar. Elçilerin İşleri 13:45-46 - Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlus'un söylediklerine karşı çıktılar. Pavlus'la Barnaba ise cesaretle karşılık verdiler: "Tanrı'nın sözünü ilk önce size bildirmemiz gerekiyordu. Kur'an Yasin 36:15-17 - Halk dedi ki; "Siz de tıpkı bizim gibi insansınız. Rahman, bir şey indirmiş değildir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz!" Elçiler dediler ki; "Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz. Görevimiz açık bir tebliğden ibarettir."
7) Bunun üzerine Pavlus ve Barnaba Konya'ya giderler, fakat inanmayanlar onları taşlamak için anlaşırlar. Elçilerin İşleri 14:3-7 - Orada uzunca bir süre kalan Pavlus'la Barnaba, Rab hakkında cesaretle konuşuyorlardı. Rab de onlara belirtiler ve harikalar yapma gücü vererek kendi lütfunu açıklayan bildiriyi doğruladı. Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudiler'in, bazıları da elçilerin tarafını tuttu. Yahudiler'le öteki uluslardan olanlar ve bunların yöneticileri, elçileri hırpalayıp taşa tutmak için düzen kurdular. Bunu öğrenen Pavlus'la Barnaba, Likaonya'nın Listra ve Derbe kentlerine ve çevre bölgeye kaçarak oralarda da Müjde'yi yaydılar. Kur'an Yasin 36:18 - Halk dedi ki; "Sizin yüzünüzden biz, paramparça olduk. Eğer vazgeçmezseniz sizi taşa tutar, fena halde canınızı yakarız."
8) Listra'da, şehrin dışında bulunan Zeus tapınağından bir adam koşarak gelir, onların mesajına inanır ve bir kurban sunmak ister. Ancak onlar reddederler. Elçilerin İşleri 14:13-18 - Kentin hemen dışında bulunan Zeus Tapınağı'nın kâhini kent kapılarına boğalar ve çelenkler getirdi, halkla birlikte elçilere kurban sunmak istedi. Ne var ki elçiler, Barnaba'yla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar. "Efendiler, neden böyle şeyler yapıyorsunuz?" diye bağırdılar. "Biz de sizin gibi insanız, aynı yaradılışa sahibiz. Size müjde getiriyoruz. Sizi bu boş şeylerden vazgeçmeye, yeri, göğü, denizi ve bunların içindekilerin hepsini yaratan, yaşayan Tanrı'ya dönmeye çağırıyoruz. Geçmiş çağlarda Tanrı, bütün ulusların kendi yollarından gitmelerine izin verdi. Yine de kendini tanıksız bırakmadı. Size iyilik ediyor. Gökten yağmur yağdırıyor, çeşitli ürünleriyle mevsimleri düzenliyor, sizi yiyecekle doyurup yüreklerinizi sevinçle dolduruyor." Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler. Kur'an Yasin 36:20-21 - Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi; "Ey kavmim, uyun bu elçilere!" dedi. Sizden ücret istemeyen bu kişilere uyun. Bunlar doğru yoldadırlar.
9) Pavlus, Yahudiler tarafından taşlanır. Elçilerin İşleri 14:19 - Ne var ki, Antakya ve Konya'dan gelen bazı Yahudiler, halkı kendi taraflarına çekerek Pavlus'u taşladılar; onu ölmüş sanarak kentin dışına sürüklediler.
10) Bu sırada kahin de ölür. Kur'an 36:22-27 - Ben, beni yaratana niye kulluk etmeyeyim ki! Zaten onun huzuruna çıkarılacaksınız. Allah'tan önce başka ilahlara tutunur muyum ben? Rahman bana bir zarar vermek istese onların şefaati işe yaramaz. Onlar beni kurtaramazlar. Öyle yapsam, açık bir sapıklık içinde olurum. İşte ben Rabbinize inandım; beni dinleyin." (Onu öldürdüler) "Cennet'e gir" dendi. "Ah, keşke kavmim bilseydi" dedi. Rabbimin beni, ne sebeple affettiğini ve ikram görenlere kattığını bir bilselerdi!"
Açıklama 1 - Elçilerin İşleri'nde, Pavlus taşlanır fakat kahine ne olduğu bilinmez. Kur'an'da, kahinin öldürüldüğü söylenir fakat Pavlus'un taşlanmasından bahsedilmez. Bu bir çelişki değildir. Kutsal Kitapların birinde geçen olay bir diğerinde de aynı şekilde geçmek zorunda değil.
Açıklama 2 - Kur'an'da geçen olay tek bir şehirde geçmemektedir. Kur'an olayı kısaca, özetleyerek anlatır. Bu, iki kitabın farklı olayları anlattığı anlamına gelmez. (Kur'an Yasin 36:18 ayetinde elçilere "Sizin yüzünüzden biz, paramparça olduk." denmiştir. Halkın bölünmesi bir anda olamayacağına göre aradan zaman geçtiği açıktır)
Açıklama 3 - Saul ve Pavlus aynı kişidir.
Şimdi ünlü Kuran tefsirlerinden bu ayetlerin açıklamasına bakalım:
1) Begavi Tefsiri "(Onlara iki elçi gönderdik)" - Vehb şöyle dedi: Onların isimleri Yahya (Yuhanna) ve Bulus (Pavlus) idi. "(Ama onları yalanladılar, bunun üzerine üçüncüyle destekledik)" - Yani, onları bir üçüncü elçiyle pekiştirdik. Bu üçüncü elçi, Şem'ûn (Simon) idi. Ebû Bekir, Asım'dan rivayetle "fa'azzaznā" kelimesini hafif bir telaffuzla okudu. Bu da ilk anlamla aynıdır; nasıl ki "şeddednā" kelimesi hem hafif hem de vurgulu şekilde söylenebilir. Ayrıca bu kelime hakkında denmiştir ki: "Yani galip geldik" - tıpkı 'kim üstün gelirse, galip gelir' anlamındaki ifadede olduğu gibi. Ka'b şöyle demiştir: Bu iki elçi Sâdık ve Sâdûk idi; üçüncüsü ise Şelûm (Shalom) idi. Allah Teâlâ, bu elçilerin gönderilmesini kendisine nispet etmiştir; çünkü Îsâ (aleyhisselâm), onları ancak Allah'ın emriyle göndermişti. "(Bunun üzerine dediler ki)" - yani üçü birden Antakya halkına şöyle dediler: "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz."
2) İbn-i Kesir Tefsiri "(Biz onlara iki elçi göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanladılar;)" - Yani, hemen onları inkâr etmeye yöneldiler. "(Bunun üzerine üçüncü bir elçiyle onları destekledik;)" - Yani, "Biz onları üçüncü bir elçiyle destekledik ve güçlendirdik." İbn Curayc, Vehb bin Süleyman'dan, o da Şuayb el-Cebâî'den rivayet ettiğine göre: İlk iki elçinin adı Şem'ûn (Simon ya da Petrus) ve Yahya (Yuhanna) idi. Üçüncünün adı ise Bulus (Paul) idi. Şehir ise Antakya idi. "(Ve dediler ki:)" - Yani bu elçiler, o şehrin halkına şöyle dediler: "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz." Yani: "Sizi yaratan ve yalnızca kendisine ortak koşmaksızın ibadet etmenizi emreden Rabbiniz tarafından gönderildik." Bu, Ebû'l-Aliye'nin görüşüdür. Katâde bin Di'âme ise şöyle demiştir: "Onlar, Meryem oğlu Mesih'in (aleyhisselâm) elçileriydi ve Antakya halkına gönderilmişlerdi."
3) Tanvir Tefsiri (?) Antakya'ya gönderilen üç elçi hakkında müfessirler arasında farklı yorumlar bulunmaktadır ve elçilerin isimlerinde de bazı ihtilaflar ve değişiklikler mevcuttur. Ancak Yeni Ahit'teki Elçilerin İşleri kitabına göre, "Barnaba" ve "Saul" (ki kendisine "Pavlus" da denir) öğrenciler arasındaydı ve peygamber olarak tanımlanmışlardı. Bu ikisi, Antakya'da birer misyoner olarak bulunuyorlardı ve sonradan "Silas" adlı öğrenci tarafından desteklenmişlerdi. Bazı müfessirler, üçüncü elçinin "Simon" olduğunu belirtmişlerdir. Ancak Elçilerin İşleri kitabında, Pavlus ve Barnaba'nın Simon tarafından desteklendiğine dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
4) Celaleyn Tefsiri "Onlara bir misal getir: kasaba halkını anlat." Burada "misal" kelimesi anlatılacak kıssayı ifade eder. "Kasaba halkı" ise bu kıssanın konusu olan insanlardır. Bu kasabanın Antakya olduğu söylenmiştir.Kıssada geçen "elçiler o kasabaya geldiklerinde" ifadesi, kasaba halkının kim olduğunu açıklamak için eklenmiştir. Burada anlatılan elçilerin, İsa'nın (aleyhisselâm) havarileri olduğu söylenmektedir.
5) Taberi Tefsiri Allah, Peygamber Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: "Ey Muhammed! Müşrik kavmine, bir kasaba halkının örneğini anlat." Rivayet edilmiştir ki, bu kasaba Antakya idi. "Ona elçiler geldiği zaman" ayeti hakkında âlimler ihtilaf etmiştir. Bu elçiler kimdi ve onları kim göndermişti? Bazı âlimler şöyle demiştir: Bunlar, Meryem oğlu İsa'nın (aleyhisselâm) elçileriydi ve İsa, onları Antakya halkına göndermişti. Bu görüşü destekleyen rivayet şudur: Bişr, Yezid'den, o da Saîd'den, o da Katâde'den şöyle rivayet etmiştir: "Bize ulaştığına göre, Meryem oğlu İsa, iki öğrencisini Antakya'ya gönderdi. Ancak halk onları yalanladı. Bunun üzerine Allah, onları üçüncü bir elçiyle destekledi. Ve elçiler halka dediler ki: 'Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz." Yine başka bir rivayette: İbn Beşşâr, Yahyâ ve Abdurrahman, Süfyân'dan; o da Süddî'den, o da İkrime'den şöyle rivayet etmiştir: "Bu şehir Antakya idi."
Erken dönem İslâm tefsirlerine baktığımızda, hem Kutsal Kitaplara hem de Pavlus'a karşı olumlu bir yaklaşımın olduğunu görürüz. Başka bir deyişle, Müslümanların Pavlus'a olan tutumu günümüzdeki kadar olumsuz değildi. Pavlus'un bugün olumsuz görülmesinin sebebi, çeşitli uydurma görüşlerin yayılmasıdır; bu görüşler, Müslümanların Eski ve Yeni Ahit'in tahrif edildiğine ve bunun sorumlusunun Pavlus'un olduğuna inanmasına yol açmıştır. Onlara göre, Pavlus, Yeni Ahit'i değiştirmiş ve kendi çıkarları için bazı şeyler yazmıştır. Ancak, bu durumun kesinlikle doğru olmadığını, Kuran Yasin 36:14-27 ayetlerinden ve erken dönem İslâm tefsirlerinin Pavlus'a bakış açısından anlıyoruz. (İncelediğimiz tefsirlerde bazı yanlışlıklar bulunmaktadır. Bazı tefsirlerde havarilerin isimleri yanlış verilmiş, bazıları ise olayın tek bir şehirde geçtiğini iddia etmiş... Bunun sebebi, bu tefsirleri hadislerle birlikte Kutsal Kitaplara uyumlu hale getirme çabalarının olmasıdır. Aslında bu tefsirlerin doğru ya da yanlış olması çok da önemli değildir. Bu tefsirleri size sunmamın asıl sebebi, erken İslâm döneminde Pavlus ve diğer havarilere nasıl bir gözle bakıldığını anlamanıza yardımcı olmaktır. Tüm bunlara rağmen müfessirler, bu kişilerin İsa'nın elçileri olduğu konusunda ortak görüşe sahiptirler.)
Pavlus ve Yuhanna'nın Antakya'daki Türbeleri